• Dolar 5.83
    Euro 6.63
  • Altın 251.75
    Bist 93809
  • 28° Ankara

YAZARLAR

Tüm Yazıları Süleyman Hür

ALAN DEĞİL VEREN KAZANÇLIDIR

03.01.2019 11:41

Hayatımızın inişli çıkışlı yollarında olduğu ve gün geçtikçe patika yolların arttığı bu zamanda eskilerin bir lafını hatırlatarak benimsemek isterim. Alan değil veren kazançlıdır. Veren el alan elden daha hayırlıdır. Sözleri hayatımızın her yaşından bize ders aldıracak, öğrenip öğretecek konumda olacak bir sözdür. Tabiri caiz ise kulağımıza küpedir vesselam. İşte bununla alakalı bir kıssayı sizlerle paylaşmak istedim. Bakın paylaşma dedim aslına bakarsanız buda bir nevi vermektir almaktan ziyade. Bilen bildiği ile kalırsa yol kat etmez. Bilen bildiğini katarsa yollara mesken eyler. Yani demem o ki bilen bildiğini bir bilmeyene veya bilmeyenlere aktarmalı. Gelgelelim kıssamıza.

Günün birinde bir yerde zamanın ermişlerden birine bir sual sormuşlar:

‘’Sevginin; sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır diye?’’

Bu soru üzerine ermiş zat-ı muhterem bakın göstereyim demiş. Bu hususu evvela iki kısma ayırarak, ilki olarak. Önce sevgiyi dilden gönül’e indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlayarak işe başlamış. Çağırdıkları adamların hepsi oturmuş sofradaki yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcacık çorbalar gelivermiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda uzunca uzun kaşıklar gelmiş.

Ermiş; sofrada oturan karınları aç olan adamlara, bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz diyerek bir şart koşuvermiş. Karnı aç olan sofradaki adamlar dervişin bu şartına peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Teşebbüs etmişler etmesine lakin ne mümkün. Derviş kaşıkları olan bu kaşıklar uzun geldiğinden dolayı bir türlü döküp, saçmadan çorbayı kaşık üstünde bir türlü ağza götüremiyorlarmış. Ne kadar çabalasalar da, ter dökseler de bu uzun kaşıklar ile içmeyi başaramayıp becerememişler. En sonunda bakmışlar olacak gibi değil ellerinden bu derviş kaşıklarını bırakarak öylece karınları aç bi aç halde kalkmışlar sofra erkânından.

Bunu üzerine ermiş suali edelere dönerek; şimdi de sevgiyi gerçekten bilenleri, sevgiyi anlayanları çağıralım yemeğe ve görelim demiş. Bunun üzerine haneye çağırılan yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen hatta ışıldayan, nuru mümin bir grup insanlar teşrif etmiş hane-i sofraya. Buyurun demiş ermiş ve ilk gelenlere koyduğu şartı bu gelen adamlara da söyleyivermiş. Şartı duyan sevgili sevgililer hemen her biri uzun boylu derviş kaşığını çorbaya daldırıp, karşısına denk düşen kardeşinin ağzına uzatarak onun içmesini sağlamışlar. Bu vesile ile hem içirmişler hem de içmişler. Böylece her biri birbirlerinin karnını doyurmuş olarak ve şükre eda eyleyerek kalkıp sofradan gitmişler derviş-i haneden.

İşte demiş ermiş adam kim ki bu hayat sofrasında yalnız kendini görür kendini düşünür ve sadece doymayı düşünürse o bilsin ki aç kalacaktır. Ve kim ki Müslüman kardeşini düşünürde karnını doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır.

Şüphesiz şunu da unutmayın ki; hayat pazarından alan değil veren kazançlıdır her zaman.

Ve yine unutmayalım ki veren el alan elden daha hayırlıdır.

Veren eliniz, gönlünüz, huşunuz ve bahtınız alan elinizden daha hayırlı olsun.

Hoşça ve sağlıcakla kalınız…

Gündem Haberleri

Güncel

Müzede Doludizgin Hafta

Güncel

Yenimahalle'de Yaz Okulları Start Verdi

Güncel

KEÇİÖREN BELEDİYESİ İLÇE GENELİNDE ASFALTLAMA ÇALIŞMASI BAŞATTI

Güncel

Çankaya'da Köşe Bucak Temizlik

Güncel

SEYAHAT SİGORTASI ZORUNLULUĞUNU SORDU

Güncel

BAŞKAN ERDOĞAN'DAN BAŞ SAĞLIĞI

Güncel

Yenimahalle'de İlaçlama Sürüyor

Güncel

Yenimahalle'nin Melekleri Kupaya Doymuyor

Güncel

KEÇMEK YAZ KURSLARI BAŞLIYOR

Güncel

ALTINOK'TAN EVLENEN ÇİFTLERE DÜĞÜN HEDİYESİ

Güncel

Çankaya'da Afrika Birliği İçin 35 Ağaç

Güncel

Yaz Spor Okullarına İlk Günde Yüzlerce Başvuru